BAŞTAN BAŞA EGE ÇADIR KAMPI TATİLİ

      2017 Eylül ayında çadırımızı arabamıza atıp düştük yollara. Önceden rezervasyon yapmaya gerek olmadığı için kafamıza göre takılacaktık. Sevdiğimiz yerlerde daha çok kalabilmek için yıllık iznimizden 12 gün kullanmaya karar verdik. İlk durağımız Çanakkale Assos Gargara Çadır Kampı oldu. Kaz dağlarının eteğinde, zeytin ağaçlarının gölgesinde, mis gibi deniz kokusuyla huzur bulabileceğimiz bir yerdi.


      İlk gün çadır kurmak, yerleşmek ve dinlenmekle geçti. 2. gün ise kampa 20 km uzakta bulunan Behramkale Assos Antik Kenti’ni görmeye gittik. Daha önce gelmediğimiz için öncelikle kentin girişi ücretsiz olan tiyatro ve nekrapol bölümlerini gezdik. Bu yerleşim yerinin ilk sahiplerinin kim olduğu tam olarak bilinmiyor fakat Tunç Çağı’na kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip. O zamanlardan bu yana insanlar tarafında yerleşim yeri olarak kullanılmaya devam etmiş. Assos Antik Kenti’nin simgesi haline gelen Athena tapınağı ise kentin en tepe noktasında ve buraya bilet ile girilebiliyor. Bu yapı M.Ö. 500’lü yıllarda yapılmış. İlk kazı çalışmalarında bulunan Amerikalı arkeologlar tapınakta bulunan tanrıça heykelciğini ülkelerine götürmüşler. Kenti gezip bol bol fotoğrafladıktan sonra köyün içinde çeşit çeşit baharatlar, meyveler, reçeller, hediyelik eşyalar ve özellikle şile bezinden giyim eşyaları satılan tezgâhları geziyoruz. Eşim kendine kahve içmek için toprak kupa alıyor, ben de şile bezinden bir bluz alıyorum. Ardından köyde bulunan Hüdavendigar Cami’ne geçiyoruz. 1. Murat Hüdavendigar tarafından yaptırılmış olan bu minik caminin kapısı eski Cornelius kentinin kapısıymış ve üzerindeki yazılara dokunulmamış.

 

      Muhteşem manzarası ile hem bu tarihi bölgeyi, hem de hemen yanında bulunan Behramkale köyünü çok severek çadırımıza geri dönüyoruz.

      Ertesi gün sabah erkenden kalkıp güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra Ayvalık’a doğru yola çıkıyoruz.  Bu bölgede kaldığımız çadır kampının adı ise Ayvalık Çamlık Kamping. Çam ağaçlarıyla denizin arasında çadırlar için düzlükler var, ayrıca masa sandalye de bulunuyor.

Ayvalık Camlık Kamping

Ayvalık Camlık Kamping

      Hemen çadırımızı kurup, 6 km mesafede bulunan meşhur Badavut Plajı’na geçiyoruz.

Badavut Plajı

      Deniz temiz ve dalgasız fakat bana soğuk geliyor. Plaj çok güzel, biraz yüzüp biraz da yürüyüş yaptıktan sonra vakit kaybetmeden çadırımıza dönüyoruz ve güneşin batışını izlemek için yine 5 km uzaklıktaki Şeytan Sofrasına çıkıyoruz.  Buraya ismini veren hikaye ise şöyle: Ayvalık yöresinde yaşayan Pelenelope adındaki bir Rum kilise tarafından kovulur ve bu tepeye yerleşerek burada yaşamaya başlar. Bir sene çok şiddetli bir kuraklık yaşanır ve halk bu durumun kiliseye karşı gelen Pelenelope yüzünden olduğunu düşünerek onu öldürmek için bu tepeye gelirler. Pelenelope ise bu durumu haber alınca, gelen bu halka mükemmel bir sofra hazırlayarak ziyafet çekmelerini sağlar. Zaten kuraklık yüzünden aç olan halk, bu zengin sofrayı görünce Pelenelope’yi öldürmeyi unutarak yiyecekleri yemeye başlarlar ve Pelenelope de bu durumu fırsat bilerek oradan kaçar ve ölümden kurtulur. Böylece tepenin adı Şeytan Sofrası olarak kalır.

Şeytan Sofrası

Şeytan Sofrası

     Bu romantik gün batımından sonra ise kapanışı Türkiye'nin 4. büyük adası olan ve ayrıca ilk boğaz köprümüzün sahibi unvanına da sahip şirin Cunda'da yapmaya karar veriyoruz.

      Tabii ki Cunda ya gelip meşhur lokmasından yemeden gitmek olmaz. Biraz kuyrukta beklesek de buna değiyor doğrusu.  Kedilerle dolu bu güzel adada sakin bir gece yürüyüşü yaparak günümüzü yorgun ve mutlu bir şekilde sonlandırıyoruz.  Eşim kaldığımız yeri çok sevmediği için ( bir de gece fırtına çıkmış ve eşyalarımızı savurmuştu) ertesi sabah tekrar yola çıkmak üzere minik çadırımıza dönüyoruz.

      12 Eylül Salı sabahı yine toparlanıp İzmir Sazlıca Plajlarına doğru yola koyuluyoruz. Yaklaşık 2 saat kadar bir yolculuktan sonra mükemmel bir deniz bizi karşılıyor.

Sazlıca Koyu

      Deniz oldukça soğuk olmasına rağmen o kadar berrak ve rengi öyle güzel ki, gezdiğimiz yerler arasında denize girmekten en çok burada keyif alıyorum. Bir ara ben hem güneşin tadını çıkarıp hem de geçen sene aldığım ve aylardır bitmeyen, bitirmeye söz verdiğim kitabım ‘Gülün Adı’ nı okurken eşim şnorkelini takıp denize giriyor. Tabi benim bir gözüm hep onda ama bir ara kaybediyorum, sonra uzun süre göremiyorum. Kıyı boyunca dolaşıp görmeye çalışıyorum ama yok, zaten deniz çok kalabalık değil. Ha geldi ha gelecek diye beklerken ömrümden ömür gidiyor.  Tesisteki çalışanlardan yardım istiyorum sonunda ve ben ağlarken sevgili eşim denizin derinliklerinden aheste aheste yüzerek bana doğru geliyor. Foça deyince aklıma hemen bu anımız gelir, orda yaşadığım korku ve endişeyi hiç unutamam. Denizin çekiciliği eşimin aklını başından almış ve paletleri olmadan oldukça derinlere gitmiş, öyle güzel işte Foça’nın denizi.

Sevimli Komşularımız

      Denizde güzelce yorulduktan sonra güneş batarken etraftaki tepeliklere tırmanıyoruz. Bence en güzel gün batımlarından birine şahit oluyoruz. Güneş öyle güzel bir bakırlık bırakıyor ki vedalaşırken, bütün renkler turuncu rengiyle filtreleniyor adeta.

Sazlıca Koyu

      Foça’nın gecesine de bayılıyoruz. Şehir ışıklarından çok uzakta olduğumuz için yıldızlar elimizle tutabilecekmişiz hissi uyandıracak kadar yakın ve inanılmaz parlak görünüyorlar. Büyük ayı ve küçük ayıyı rahatlıkla görebiliyoruz. Telefonumuza indirdiğimiz bir uygulama ile de diğer tüm parlak yıldızların ismine tek tek bakıyoruz. Merak, mutluluk, huzur içinde geçirdiğimiz o gece bizim için mükemmel bir deneyim oluyor. Yıldızlara bakmanın ve onları tanımanın böyle unutulmaz bir his uyandırdığını görünce eğer çocuğum olursa onunla birlikte yıldızlara bakmaya gideriz diyorum içimden, henüz hamile olduğumu bilmeden…

Buyuk Ayı ve Kucuk Ayı Takımyıldızları

      Ertesi gün de bol bol yüzdükten sonra akşama doğru kampımıza 10 dakika mesafe uzaklıkta bulunan Yeni Foça’yı gezmeye gidiyoruz. Yine huzur dolu, sakin bir Ege kasabası karşılıyor bizi. Emekli olunca yerleşilebilecek bir yer izlenimi bırakıyor bende.

Yeni Foca

      Ertesi gün yine kaplumbağa gibi evimizi sırtımıza alıp Alaçatı yollarına düşüyoruz.  2 saatlik yolculuk sonunda merkeze varıyoruz. Buraya daha önce gelmediğimiz için kamp bölgesine geçmeden önce hem alışveriş yapmak için hem de keşif amacıyla kendimizi taş evlerle bezenmiş şirin sokaklara bırakıyoruz.

Alacatı

      Alaçatı’yı hep deniz kenarında bir yer olarak hayal ettiğim için merkezi görünce oldukça şaşırıyorum. Esnafa sahile nasıl gideceğimizi sorduğumuzda plajların merkeze oldukça uzak olduğunu öğreniyoruz. Eylül ortası olduğu için gezdiğimiz diğer yerler gibi burası da oldukça sakin. Fakat sezon kapanmak üzere olmasına rağmen girdiğimiz hediyelik eşya dükkânlarında fiyatların çok da uygun olmadığını görüyoruz.  Biraz soluklanmak için girdiğimiz bir pastanede Budapeşte isminde mükemmel bir tatlı yiyoruz. Fiyat çok uygun değil ama tadı şahane ve taptaze.

Budapeşte Tatlısı

      Gezi ve alışverişin ardından buradaki durağımız Beyaz Hamak Motel Camping’e doğru yola çıkıyoruz. Navigasyon ile gittiğimiz için en kısa yol diye yol olmayan yerlerden toz, toprak, çalı, çırpı arasından zar zor alana varıyoruz. Yolları böyle görünce varacağımız yer hakkında da tedirgin oluyoruz tabi. Kaldığımız kamplar alanları içinde en ücra köşede olan burası oluyor, bizden başka bir de 4 kişilik genç bir grubun kamp yaptığını görüyoruz. Onun dışında pansiyon şeklindeki odalarda kalan kimse yok, neredeyse sezonu kapatmışlar.

Beyaz Hamak Camping

      Çadırımızı kurduktan sonra yürüyerek 10 dakika mesafede bulunan Altınkum plajına geçiyoruz. Deniz sıcacık, sığ, dalgasız ve kumlar incecik.

Altınkum Plajı

      Plajı beğensek de eşim burayı da çok sevmediği için sabah ayrılmaya karar veriyoruz. 15 Eylül sabahı toparlanıp Çeşme’ye geçiyoruz. Eşim Cuma namazı için camiye geçince ben de fotoğraf makinesini alıp bol bol anı biriktireyim diyorum.

Çeşme

      Çeşme müzesini görünce hemen biletimi alıp giriyorum.  Hem tarihi hakkında bilgi ediniyor hem de bu sevimli yere kaleden bakma şansını yakalıyorum.

Çeşme

      Namazdan sonra eşimle minik bir veda yürüyüşü yapıyoruz. Türkiye’nin en iyi 10 dondurmacısından birinin tadına bakıyoruz, gerçekten çok lezzetli. Çeşme’ye daha çok vakit ayırmak istesek de bir dahaki sefere diyerek yola koyuluyoruz. 2 buçuk saatlik bir yolculuktan sonra Didim Tavşan Burnu Tabiat Parkı’na varıyoruz.

Tavşanburnu Tabiat Parkı

      Bu kamp alanı diğerlerinden farklı olarak Didim Belediyesi tarafından işletiliyor. Ücret kişi başı değil çadır başına alınıyor. Ayrıca kendinize ait bir mini buzdolabı veya masa, sandalye kiralayabiliyorsunuz. Denizin hemen yanında ve plajı mavi bayraklı olmasına rağmen ben sevemedim. Denizi dalgalı ve soğuk, sahil taşlı ve yosunluydu.

Tavşanburnu Tabiat Parkı

Tavşanburnu Tabiat Parkı

Tavşanburnu Tabiat Parkı

      Denize girmek için kampa 15 dakika mesafede bulunan Altınkum plajına gitmeyi tercih ediyoruz.  Tatil boyunca girdiğimiz en sıcak deniz burasıydı ve en kalabalık olan da yine bu plajdı. Dalga yok denecek kadar az ve deniz çok sığ olduğundan burada denize girmekten oldukça büyük keyif aldım. Kamp alanımızın ise en güzel özelliği orman içinde olduğu için yürüyüş yapmak için özel bir çabaya gerek duymamamız oldu.  Ayrıca canım eşimle birlikte şahit olduğumuz en güzel gün batımlarından biri de buradaydı.

      Bu kamp alanına 2 gün ayırdıktan sonra yaklaşık 2 saat süren bir yolculuk ardından bir sonraki durağımız Bodrum’a geçiyoruz.  Burada kalacağımız yer Güvercinlik’te bulunan Kaya Camping.

Kaya Camping

      Deniz kenarında bir bahçe içindeymiş hissi veren bir alan burası. Kumlu bir plajı yok, yol kenarından denize girmek de bize cazip gelmiyor.

      Biraz etrafı gezdikten sonra Bodrum merkeze geçip keşfimize başlıyoruz.

Bodrum

      Bodrum’da nerdeyse tüm plajlar paralı olduğu için yüzmek için Torba plajına gidiyoruz. Çok kalabalık olmayan, şezlong kullanabileceğimiz, temiz, denizi de oldukça sıcak bir plaj.

      Bodrum, yeni hayatımın ilk günlerini yaşadığımı fark ettiğim için benim için çok özeldir. Küçük çadırımızda 3 kişi kaldığımızı burada öğrenmiştim, bana en güzel hisleri yaşatmıştı o Eylül gecesinde…

      Ertesi gün Datça’ya gitmek üzere en kısa yol olan feribotu tercih ediyoruz. Yaklaşık 1 saat süren güneşli, tuzlu, serin bir deniz yolculuğundan sonra Datça’ya varıyoruz.  Burası Bodrum’daki canlılığın ardından daha sakin geliyor. Sanki Bodrum gençliğimizi, Datça emekliliğimizi temsil ediyor gibi görev dağılımı yapmışlar aralarında. Huzur bulmak için, kendini bulmak için, doğayı tanımak için, mükemmel denizinin tadını çıkarmak için buraya çok daha fazla vakit ayırmalı insan. Fakat biz tatilimizin sonuna geldiğimiz için çok hakkını veremiyoruz bu güzel badem diyarının.  En azından çadır kurmak yerine son günleri pansiyonda geçirmeye karar veriyoruz. Tuna pansiyonu tercih ediyoruz, hem merkezde hem de fiyatları oldukça uygun.  Üstelik henüz bilmesek de minik yavrumuzun ismini taşıyor burası. Yerleştikten sonra hiç vakit kaybetmeden Can Yücel’in eliyle koymuş gibi bulduğu Eski Datça’ya geçiyoruz.

Eski Datca

Eski Datca

      Burası minicik bir köy gibi, dar sokakları, taş evleri ve rengârenk pembe çiçekleriyle zamanı sanki akmıyor gibi hissettiren nadir yerlerden. Bir şairin şiirlerine konu olduğunu bildiğinden midir, havası başka, ben farklıyım diyor adeta.

Eski Datca

    Sokaklarında gezerken büyük şairin evine ulaşıyoruz ve “Ne kadar da haklıymışsın Can Yücel” diye geçiriyorum içimden.  Burası tam da senin anlattığın gibi bir yer.

Eski Datça

      Güneş batmaya başlarken biz de bu masal diyarı kalbimize gömüp pansiyonumuzun yolunu tutuyoruz. Evlilik yıldönümümüz olduğu için sahil kıyısında güzel bir balıkçıda (Emek Restoran) akşam yemeğimizi yiyoruz. Deniz yanı başınızda, yemekler oldukça lezzetli ve taze, fiyat ise orta düzeyde.

      Her şeyin mükemmel olduğu, yaşamayı daha çok sevdiğim çilek kokulu anlardan biriydi o akşam benim için. Sürprizlerle dolu bir hayat beni bekliyordu, sevdiğim her şey yanımdaydı, eşim, bebeğim, en sevdiğim yemek, deniz, müzik, sonbahar, tatlı tatlı esen meltem bile. Her şey miniğime hoş geldin diyor gibiydi. Yazarken dahi insanı mutlu eden, güzel anılar sepetimin en nadide parçalarından biri olan güzel Eylül akşamı…

Datca

      Eşim kahveye bayıldığı için Datça’nın ünlü badem kahvesinin (Karia Kahve) tadı damağımızda kalsın diye sona saklıyoruz. Adının kahve olduğuna bakmayın, çok hafif sütlü bir içecek. İsterseniz işletme sahibi size bu konuda detaylı bilgi verebiliyor. 

Badem Kahvesi (Karia Kahve)

      Sahilde yürürken tekne turları dikkatimizi çekiyor ve tatilimizi bir gün daha uzatarak ertesi gün Datça koylarını gezmeye karar veriyoruz. Fakat ertesi gün oldukça rüzgarlı olduğu için bazı koylara uğramadan gezimizi tamamlamak zorunda kalıyoruz.

       Tadı damağımızda kalan bir Ege hatırası daha ekleniyor zihnimize. Keşfetmek eyleminin insanı nasıl canlı tuttuğunu, doğayla baş başa kalmanın aslında özüne dönmek olduğunu deneyimleyerek, hem güzel yarımadaya, hem yaz mevsimine veda ediyoruz.

KAMP ALANI DEĞERLENLENDİRMELERİ (2017 EYLÜL)

Çanakkale Assos Gargara Çadır Kampı:

Avantajları: Deniz kenarında, zeytin ağaçları ile iç içe, tuvalet banyo yakın, temizlik orta düzey. Sıcak su var. Oturma mekânları ve yemek mevcut. Gece yıldızları izlemek için ideal. Havası tertemiz. Kedi sever bir işletme. Adatepe’ye 11 km, Assos Antik Kenti’ne 20 km uzaklıkta. Kişi başı 25 TL.

Dezavantajları: İşletme sahibi çok güler yüzlü değil, zeytin çekirdeklerinin üzerinde çadır kurduğunuz için düz bir zemin bulmak zor. Alışveriş için Küçükkuyu’ya gitmek gerekiyor. Namaz kılmak için cami çok yakında değil. (Yürüyerek 15 dakika)

Ayvalık Çamlık Kamping:

Avantajları: Badavut Plajı 6 km, Şeytan Sofrası 5 km, Cunda Adası 14 km uzaklıkta. Temizlik orta düzey. Duşta sıcak su var. Kişi başı 20 TL.

Dezavantajları: Tuvalet ve banyo uzakta kalıyor. Deniz kenarında fakat girilebilir değil. Çok fazla arı var. Buzdolabı ve mutfak kirli. Namaz kılmak için yakında cami yok. Gece çok rüzgarlı olabiliyor.

İzmir Sazlıca Plajları:

Avantajları: Deniz çok temiz ve dalgasız. Dalış kulübü bulunuyor. Tuvalet ve banyo yakın. Yıldızları gözlemlemek için mükemmel. Çalışanlar güler yüzlü. Foça 14 km uzaklıkta. Kişi başı 20 TL.

Dezavantajları: Yolu çok kötü (Aliağa üzerinden). Fazla ağaç yok, güneşin altında kalabilirsiniz. Denizi soğuk. Diğer yerlere göre çok kalabalık. Temizlik çok kötü.  Duşta sıcak su yok, isterseniz yan taraftaki işletmede para verip sıcak duşu kullanabiliyorsunuz. (3 TL) Yakınlarda market ve cami yok.

Beyaz Hamak Motel Camping:

Avantajları: Sezon neredeyse kapanmış oluyor ve kimse olmuyor. Denizi sıcak, kumu incecik.  Alaçatı 17 km uzaklıkta. Duşta sıcak su var. Hayvansever bir işletme, çok güzel köpekleri var. Kişi başı 20 TL.

Dezavantajları: Navigasyonun yönlendirdiği güzergâh çok kötü, yol olmayan yerlere girmek zorunda kalıyorsunuz. İşletme çok ücra bir yerde.  Kamp yerleri çok iyi değil, denize yürüyerek 10 dakika uzaklıkta. Fakat plajın güzel olan kısmında otel çalışanları sizi gelip uyarıyor, havlu sermenize izin vermiyor. Kısacası plajı kullanamıyorsunuz. Tuvalet banyo uzak ve temiz değil. Yakınlarda market ve cami yok.

Didim Tavşan Burnu Tabiat Parkı:

Avantajları: Ormanın içinde, deniz kenarında, plaj mavi bayraklı. Gün batımı harika. Orman yürüyüş için ideal. Fiyat çok uygun. İsterseniz ek ücret karşılığında size özel masa, sandalye, buzdolabı isteyebiliyorsunuz. Altınkum plajı 10 km, Didyma Antik Kenti  5 km, Milet ören yeri 15 km uzaklıkta. Güvenlik ve kameralar mevcut. İçeride market ve mescit(çadırdan) var. Çadır başı 28 TL.

Dezavantajları: Deniz dalgalı ve yosunlu, kum yok. Duşta sıcak su yok. Temizlik orta düzey.

Kaya Camping:

Avantajları: Deniz kenarında, tuvalet ve banyo temiz, yakın. Akşamları sahil boyunca sıralanmış olan restoranların arasında yürüyüş yapılabilir. Bodrum 20 km uzaklıkta.

Dezavantajları: Oldukça küçük, sezon ortası yer bulunamayabilir. Denize girmek için yakınlarda plaj yok.

Tuna Pansiyon:

Avantajları: Merkezde, temiz, uygun fiyat. Kahvaltı hariç 80 TL.

Gönderen : Kategori : Çadır Kampı Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir