Kolestazlı Bir Gebelik Hikayesi

    20 Eylül 2017'de mükemmel bir kamp tatilinde öğrendim içimde minik bir mucizenin hayata tutunmaya çalıştığını. Bodrum'da mis gibi deniz havasıyla uyandığımız ışıl ışıl bir gündü. O gün feribotla gezi rotamızın son adımı olan Datça'ya geçerek tatilimizi sonlandıracaktık. Eşime bu güzel haberi akşam söylemeye karar verdim. Evlilik yıldönümümüz olduğu için bundan daha güzel bir zamanlama olamazdı. 3. yılımıza 3 kişi devam edecektik.  Bu müjdeyi Datça'da güzel bir akşam yemeği eşliğinde eşimle paylaştım. Istanbul'a döndüğümüzde ise doktora giderek emin olduk, bebeğimiz geliyordu. Daha sonra 7. haftadan itibaren mide bulantılarım başladı ve 13-14. haftaya kadar devam etti.  Bazı haftalar sadece leblebi ve haşlanmış patatesle beslendim, bazen sadece yoğurt çorbası yiyebildim.  Bu arada normal doğum yapmak istediğim için arkadaşımın tavsiyesiyle özel bir hastanede bir kadın doğum doktoruna gitmeye başladım.  3. aydan itibaren bulantılarımın kesilmesiyle oldukça rahat bir hamilelik geçirdim,  ta ki 28. haftaya kadar. Rutin kontrollerimden birinde karaciğer enzimleri ALT ve AST'nin 7 katına kadar çıkmış olduğunu öğrendik.  Bundan sonra ise belki de hayatımın en kötü günleri başlamış oldu.  Doktorum endişelendi ve beni dahiliye bölümüne yönlendirdi.  Testler tekrarlandı  ve özellikle ALT değerlerim üst sınır 33 olmasına rağmen 200 civarında çıkıyordu.  Bu sebeple dahiliye doktoru üst batın çekilmesini istedi ve böbreklerim, safra kesem ve karaciğerim incelendi. Bir sorun olmadığı ortaya çıkınca bundan sonraki süreçte kabusum olacak teşhis konuldu: "Gebelik kolestazı". Bu arada safra asitlerim de 14'e yükselmişti.  Doktor bebeğimin karnımda kaldığı sürece zehirlendiğini,  kolestaz için 28. haftanın çok erken olduğunu,  sonuçların sürekli yükseleceğini,  erken doğum tehlikesi olduğunu ve gebeliğin erken bitirilmesi gerektiğini söylüyordu.  Ayrıca bundan sonraki gebeliklerimde de çok büyük bir ihtimalle aynı hastalığı yaşayacağımı söylüyordu.  Dünya başıma yıkılmış gibiydi. Ursactive isimli bir ilaca başladım ve günde 3 kere içiyordum.  Sık sık kontrole gidiyordum ve doktorum her defasında dahiliye bölümüne de gönderiyordu.  Fakat bu doktorun söyledikleri psikolojimi alt üst ediyordu. İnternette bu hastalığa yakalanan annelerin yazılarını okuyup kendimi rahatlatmaya çalışıyordum. Sonunda başka bir doktora daha gitmeye karar verdim. İstanbul'da çok bilinen bir üniversite hastanesine gittim. Safra asitleri testi yine 14 çıkınca beni doğuma kadar hastaneye yatırmaya karar verdiler. Bebeğin kalbinin durabilecegini söylediler.  O gece ağlaya ağlaya hastanede kaldım.  Güzel bir haber alayım derken moralim iyice bozulmuştu.  Sabah olunca bir hemşire geldi ve elindeki iğneyi yapacağını söyledi.  Ne iğnesi olduğunu sorunca akciğer geliştirici iğne olduğunu öğrendim.  Bütün korktuğum şeyler bir bir başıma geliyordu, her şey en doğalından olsun isterken ilaçlar,  iğneler ve bol bol stresle dolu bir hamilelik yaşıyordum. O anda hem hiçbir açıklama yapılmadan iğne vurulmak istenmesi,  hem de sancım yokken böyle bir iğnenin vurulmasını mantıksız bulduğum için reddettim. Psikolojim alt üst olmuştu,  hastaneden hemen ayrılmak istiyordum. Bir doktor gelerek iğneyi vurulmam ve hastanede kalmam gerektiğini söyledi.  İkna olmadım,  bunun üzerine kendi isteğimle ayrıldığıma dair kağıtlar imzalayıp hastaneden ayrıldım.  Ne yapacağımı şaşırmıştım, hemen kendi doktoruma gittim. İğneye gerek olmadığını söyledi ve kasılmalarım olduğu için yatış önerdi.  Bir gece de orda yatıp ertesi gün taburcu oldum. Sonraki birkaç hafta da düzenli olarak tahlil yaptırmaya devam ettim fakat ilacı kullanmama rağmen sonuçlarda bir düzelme olmuyordu.  Bunun üzerine dahiliye doktoru gastroentroloji bölümüne gitmem gerektiğini söyledi.  Haftanın en az 3 günü hastanedeydik ve her defasında eve ağlayarak dönüyordum.  Gastroentroloji için bir vakıf üniversitesi hastanesinden randevu aldım.  İlk defa bir doktor safra asitlerim 40 olmasına rağmen bu hastalığı çok normal karşıladı ve kolestaz dışında başka bir rahatsızlığımın olmadığını söyledi.  Doktorun tavırları beni rahatlattı,  daha iyi hissetmemi sağladı.  Daha sonraki 2 haftalık süreç içinde safra asitlerim 100'e, bilirubin değerleri ise 1,6'ya ulaşınca doktorum artık hamileliğimin çok riskli olduğunu ve tek başına bir karar veremeyeceğini söyledi.  Bunun üzerine gittiğim başka bir doktorun ve bir arkadaşımın tavsiyesiyle Prof. Dr. Recep Has'a gittim. Kendisine muayene olduktan sonra hamileliğim psikolojik olarak çok daha rahat geçti. Safra asitleri 100'ü aşmasına rağmen hastaneye yatacak bir durumum olmadığını,  gebeliğin 36-37. haftalara kadar devam edebileceğini söyledi.  Kendine güveni ve net konuşması bana çok iyi gelmişti.  Daha sonraki süreçte ise kaşıntılarım başladı,  özellikle geceleri uyuyamıyordum. Bütün vücudum tırnak izleri yüzünden yara bere içinde kalmıştı.  Bu arada eski doktoruma devam ediyordum.  2 günde bir NST'ye giriyor ve kan tahlili veriyordum. Gebeliği 36. haftada bitirmeye karar vermiştik, hem kaşıntılara dayanamıyor hem de zaman geçtikçe risk arttığı için günlerimi endişe içinde geçiriyordum. Fakat bebeğim bizden hızlı davrandı, 35. haftada sancılandım ve 12 saat kadar sancı çekmeme rağmen bebeğim kakasını yaptığı için doğumum sezaryen ile gerçekleşti. Doğumdan sonra bebeğimi kucağıma alamadım, küvezde kalması gerekiyordu fakat ben inanılmaz rahatlamıştım. 4 gün küvezde kaldıktan sonra onu kucağıma aldığım anda bütün yaşadıklarım silindi, bütün sıkıntılarım anlamlandı, başka hiçbir şeyin önemi kalmadı. Kokusunu içime çektiğimde dünyanın en güzel kokusunu keşfettim, minicik ayaklarını öpmek, boncuk gözlerine bakmak beni kendime getirdi. Evimize geldikten sonra bebeğimle geçirdiğim her saniye bana terapi oldu, kaşıntılarım hızla azaldı ve 20 gün içinde tamamen yok oldu. Karaciğer enzimi değerleri ise doğumdan hemen sonra normale dönmüştü. İşte böyle bir gebelikti benimki, en kolestazlısından.

   Şimdiyse hepsi bir rüya gibi, 1 aylık olduk bile, hızlı hızlı büyümeye çalışıyoruz.

   Allah'ım herkese böyle mutlu sonlar yaşatsın.

Gönderen : Kategori : Gebelik Etiketler : , , , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir